|
Sosyal yapıdaki süratli değişmeyle ekonomik şartlar, toplumun diğer yönlerinde olduğu gibi geleneğini de büyük çapta etkilemiş ve artık eski düğün adetlerinden izler görmek imkansız hale gelmiştir.
Çevrede düğünler genellikle hasattan sonra yapıldığı için köyde hasat şenliğinin de havasını verir. Bu yönüyle düğünler köy halkının tamamını ilgilendiren bir toplum olayıdır.
Taraflardan biriyle barışılmaz ölçüde kırgınlığı olmayanlar hariç hemen herkes düğünün tabii davetlisidir. Birçok köylerde köy halkı için davet yapılmadığını, ancak komşu köylere davetçi gönderildiğini tespit ettik. Halen kullanılmakta olan bir tabiri düğünün safhalarına girmeden vermek isteriz.
Davetler biri erkek, birisi kadın olmak üzere iki kişi aracılığıyla yapılır. Buna OKUNTU denir. Düğüne davet edilen kişiye önemine göre ya gelinin çok yıllar önce hazırladığı mendil, çevre, çorap gibi el işlemeleri veyahut da bir basma parçasından herhangi bir işe kullanılmaya elverişli olarak kesilmiş ufak mendiller gönderilir.
Düğünler haftanın iki bölümünde yapılır. Pazartesi başlayan perşembe, perşembe günü başlayan da Pazar günü biter. Yani gerdeğe girme gecesi pazartesi veya Cuma gecesine rastlatılır.
BAYRAK
Pazartesi veya Perşembe günü oğlan evinin damına bir bayrak dikilir. Bu dışarıdan gelecekler için düğün evinin bulunduğu yeri gösterir. Şenliğin ağırlık merkezi bayrağın bulunduğu binadadır.Bayrak direğinin tepesine mevsimine göre bir meyve dikilir. Gelin indikten sonra her iki tarafın delikanlıları sıra ile (pota) tabir edilen bu meyveye ateş eder, kim vurursa gelinin bu maksatla daha önceleri işleyip hazırladığı çevreyi hatıra olarak almaya hak kazanır.
TONGAVIT
Hala yaşamakta olan bu kelime, oğlan evinden kız evine yiyecek ve sergi eşyası götürülmesi anlamındadır.
Düğünde kız evinin misafirlere ikram edeceği yiyecek maddelerinin tamamı oğlan evinden (kılıf yengesi) denen yengeler vasıtasıyla götürülür. Kılıf (gılıf) yengesinin mutlaka evli ve geçimi iyi, herhangi sebeple olursa olsun nikahı bozulmamış, oğlanın saadetini yürekten isteyen bir yakın olması şarttır.
Aynı gün köyün delikanlıları çalgı refakatinde topluca çala oynaya dağa gider ve düğünde kullanılacak odunları kesip getirirler. Düğüne katılmayı isteyen her delikanlı mutlaka bir odun törenine kendi hayvanıyla da katılır.
Düğünde yemek olarak (döğme) denilen kabuğu kavlatılmış buğdaydan yapılan (keşkek), soğanla yapılan (yahni) baş yeri işgal eder. Buğdayın kabuğunun kavlatılması da yine köy delikanlıları tarafından topluca yapılır. Kız evinin önünde veya yakınındaki dibek taşına konan ıslatılmış buğday karşılıklı iki delikanlının kullandığı (solgu) taşlarıyla dövülür. Dövme süresince de çalgı devam eder. Bu tören delikanlılar için aynı zamanda bir nevi kuvvet gösterisidir. Zira yorulmadan en çok solgu sallayabilen delikanlının seyircisi köyün genç kızlarıdır.
KINA
Düğünün iki gecesi Kına gecesidir. Kız evindekine küçük, oğlan evindekine de büyük kına denir. Kız evindeki kına biraz da olsa hüzün havası verir ve sadece kızın akrabaları arasında yapılır.
Oğlan evindeki (büyük kına) düğünün ağırlığını taşır. Çalgı ile kız evinden etrafı mumlarla süslenmiş tepsi içinde getirilen kına odanın ortasında yanyana oturtulmuş güveyle sadıcın eline yakılır. Bu merasim sırasında dua edilir.Güveyin babası başta olmak üzere bütün arkadaş ve yakınları eline para bırakırlar. Bu hediyeler yüksek sesle etrafa da duyurulur. Örneğin; babasından yüz lira, amcasından elli lira vb. gibi.
Kına sırasında bir de meydan cümbüşü kurulur. Ortaya yakılmış ateş başında oyunlar oynanır, güreş yapılır ve geç saatlere kadar sürer. Güreşte belli bir kaide yoktur. Karakucak güreşi karakterinde önce küçük çocuklardan başlanır ve güreşe çıkan sırtı yere gelinceye kadar güreşe devam eder. En son güreşen ve karşısına güreşçi çıkmayan gecenin şampiyon pehlivanıdır.
TIRAŞ
Gelinin ineceği günün sabahı tıraş düğünü kurulur. Önce güveyinin arkadaşları, en son da sağdıçla güveyi tıraş olur. Tıraş süresince çalgı devam eder ve oyunlar oynanır. Tıraş düğününe gelenlerden güveyine en yakın olanlar yanlarında birer şişe de kolonya getirir ve berber, güveyi tıraş olurken bu şişeleri başında kırar. Güveyi adeta kolonya ile yıkanır. Tıraş biterken yine güveyiye para verme töreni başlar. Ancak genellikle güveyi bu paraları berberle çalgıcılara verir.
GELİN ALMA
Tıraştan sonra damatla sağdıcın dışında topluca kız evine gidilir. Gelin hazırlanırken oğlan evinden gelenler cirit oynarlar. Ciride kız evinden veya yakınlarından katılmak hafiflik sayılır. Zira o gün eğlenme hakkı oğlan evinindir.
Kız hazırlandıktan sonra babası veya baba yerine en yakın büyüğü beline bir kırmızı kuşak bağlar. Bu kuşak besmele çekilerek üç kere bağlanır gibi yapılır ve bırakılır ve üçüncüsünde bağlanır. Bu kuşak kız tarafından ilk çocuğu oluncaya kadar saklanır.
Oğlan evinden gelen yengelerle, kardeşleri tarafından ata bindirilen gelinin atı kayınbaba tarafından çekilir. Kayınbaba veya onun yerini tutacak kişi gelin ininceye kadar yaya gider.
Oğlan evinin önüne gelen gelinin başına, güvey ve sağdıç tarafından üzüm, leblebi ve para atılır. Bunun bereket getireceğine inanılır. Attan indirilen geline eşikte su dolu helke teptirilir, kayınvalide tarafından gelince tam eşikte bir çivi çaktırılır. Çivi gibi evde otursun diye. Gelin de birlikte getirdiği bal veya pekmezi parmağını batırarak kayınvalidenin eteğine sürer.
Zifaf odasına giren gelin elindeki narı süratle yere çarpar. Parçalanan nardan dağılan danelerin eve bereket getireceğine inanılır.
Gelin indikten sonra çalgı susar ve bir daha çalınmaz.
Gerdek gecesi gelinin bakireliğine işaret olarak sağdıç tarafından bir el silah atılır. Silahtan sonra gelinle birlikte gelen kızın yakını gönül huzuru içinde eve döner.
|