Başlangıç Sayfanız Yapın

Sık Kullanılanlara Ekle

MEMLEKETİM - Blogcu



MEMLEKETİM

28/5/2006 - BEYNAMAZ (Bİ-NAMAZ) ABA

Kategori: MUT FOLKLORU

            Düz dokuma tekniğine girmek istediğimiz bu eserde, özellikle soğuğu fazla olan köylerde yerleşik Türkmen’lerin büyük çoğunluğunun şalvar veya ceket olarak kullandığı “Aba” lardan kısaca söz etmekte fayda görüyoruz.

            “Çulhalık” denilen ıstarın bir eşi dokuma aletinde meydana getirilen hammaddesinin dokunuşundan ziyade, yapılışından bahsetmeyi faydalı gördük. Zira, bu el sanatı ürünümüz de, yok olmaya yüz tutmuştur. Bu gün fabrikalarımızda her türlü kumaşlar imal edilirken, bu zahmete girmeye köylülerin pek niyeti yok gibidir. Yaklaşık 50cm ende dokunur. Kaldırıp bakıldığında arka taraf görülebilir. Resimde görüldüğü gibi iki tarafı yüksek tahtalarla kalanmış araya malzeme rastgele bırakılıyor. Karşılıklı oturmuş şahısların ayaklarıyla döndürülerek döğülmek suretiyle elyafların birbirine kaynaşması sağlanıyor.

            Başlangıçta soğuk su dökmek suretiyle 1 saat süreyle bisiklet pedalı çevrilir gibi karşılıklı ayak tabanları altında ezilir. Bu süre sonunda sıcak suyla depme işlemi yeniden sürdürülür. Bu süre de 2 saattir. 2 saat sonra sıcak su içine bir kalıp sabun ezilir, sabunlu suyla da bir süre depilir (sabun yumuşatır). Daha sonra, salıncak ipi gibi yüksek bir yere asılır. İki ucu birbirine dikilerek arasına 20-30 kg ağırlıkta bir cisim konulur. Bu ağırlık depme sırasında meydana gelen kırışıklıkları nispeten telafi ederken; depmenin her tarafının da aynı düzeyde pürüzsüz olmasını sağlar (bir nevi ütülemedir).

            Asılı halde suyu da çekiliyor. Nemli iken alınıp “senit” (ekmek tahtası) üzerine serilip, zıt köşelerden de çekiştirilerek arasına hafif sabun sürülüp yuvarlanıyor. Ve 8 saat süreyle bu şekilde bekletildikten sonra serilip kurutuluyor.

            1 m uzunluğundaki bir dokuma, depme sonunda 10-15 cm kısalırken 50 cm ola eni de20-25 cm kısalmaktadır.Depme için soğuk su yerine ilk anda sıcak su kullanıldığı taktirde “siğilenir” yani pürüzlenir.   

 

 

KEÇE

 

            Yün yayda atılır. Çıkan belli miktardaki yün, yayın çubuğuyla (çirti) yerden yuvarlanarak bir kenara götürülür. Çirtiyle toplanmış bu yüne “Dulup” denilir. Yapılacak keçenin boyunda yere serilen çulun üzerine,yaklaşık 10 cm kalınlıkta duluplar yerleştirilir. Her tarafı elle kontrol edilerek ince serilmiş kısımlar görülürse düzeltilir. Üzerine su serpilir. Suyun miktarı, elle vurulduğunda ses çıkaracak kadar olmalıdır. Amaç yünün birbirini tutmasıdır. Serili yünün bir kenarına, eni kadar uzunlukta hazırlanan “kücü” ağacı (3-4 cm çaplı ağaç) konulur. Yünün üzerine konulmuş olan bu ağaç, altta bulunan kilimle beraber, ileriye doğru yuvarlanır.

            Yastık haline getirilen bu işlem tamamlanınca, ağacın dışarıda kalan kısımlarına 4-5 m uzunlukta alınan bir ip ikiye katlanarak, uçları ağacın dış kenarlarına bağlanır. Yuvarlama işlemi bir tur daha yapılarak bu ipler yastığa sardırılır. İp, kilime sarılan yastığın dağılmamasını sağlar.

            Bu malzemenin altına sağ, sol kenarı ve ortasına gelecek şekilde üç ayrı kalın ip daha konur. İplerin ucu zıt yöne atılarak 3 bir tarafa, 3’de karşı tarafa olmak üzere 6 güçlü erkek tarafından tutulur. Bu şahıslar karşılıklı ipleri çekmek suretiyle yastığın yerde yuvarlanmasını sağlar, burada belirtilmesi gereken bir husus daha var.

            Karşılıklı olarak depme çekilirken yerin çakıllı ve soğuk sulu olması gerekiyor. Her ileri geri çekişte repme suyu emecek ve yün kalınlaşmış olacaktır. Bu iş yaklaşık yarım veya bir saat süreyle yapıldıktan sonra yatığa sarılı ipler çözülür, yün kilimden ayrılır.

            Kalıplaşan yün (keçe) yumruk büyülüğünde döşenmiş taşlar üzerine serilir. Bir kenarı yarım turla içe bükülür. 8-10 kadın bu bükülü kısma dizleri üzerine oturarak kollarının bilekle dirsek arasına korlar. Ellerini yakmayacak ısıda tutulan suya kolları altındaki keçe üzerine dökerken, kadınlar, hep birden bir ileri bir geri ezmeye başlarlar. Bu durum keçe’nin ilk başlanılan kısmından bitimine kadar sürer. Ne kadar tur devam ettirilebilirse keçe o kadar iyi olacaktır.

            Ezme işlemi bitiminde suyunun çekilmesi ve kuruması için bir kenara bırakılır. Daha sonra dörde katlanarak kullanılmak üzere kaldırılır. Bir yıl sonra aynı keçe yine sıcak suda kollanırsa daha iyi olacaktır. Diyelim ki bu keçe 2-3 ebadında. Yapımı için 4-5 saat yeterlidir.

 

             

 

            KEÇELER:

 

a)      Kara çadırların üst, yanlar ve arka kısmının kapatılmasında kullanılır. Yağmuru geçirmez, soğuk ve sıcağı ayarlı tutar.

b)      Çobanlar için “kepenek” yapılır.

c)      Betonarme ve toprak yapılı evlerin tabanına serilerek soğuğun etkisinin azaltılması sağlanır.

d)      Hayvan semerlerinin iç kısımlarında kullanılır.

 

TÜLÜCE:

 

Saçak yünlerden ayırır, ayrı ayrı renge boyatırlar. Direziden geçecek saçak yünleri  

 düğümlemek için 3’er kirtilir.

            Soğuk havalarda ve yaz günlerinde dışarda oturmak için alta konur.Bir nevi minder yerine kullanılır.

             

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/5/2006 - MUT KÖYLERİNDE DÜĞÜN TÖRE VE SÜRELERİ

Kategori: MUT FOLKLORU

Sosyal yapıdaki süratli değişmeyle ekonomik şartlar, toplumun diğer yönlerinde olduğu gibi geleneğini de büyük çapta etkilemiş ve artık eski düğün adetlerinden izler görmek imkansız hale gelmiştir.

            Çevrede düğünler genellikle hasattan sonra yapıldığı için köyde hasat şenliğinin de havasını verir. Bu yönüyle düğünler köy halkının tamamını ilgilendiren bir toplum olayıdır.

            Taraflardan biriyle barışılmaz ölçüde kırgınlığı olmayanlar hariç hemen herkes düğünün tabii davetlisidir. Birçok köylerde köy halkı için davet yapılmadığını, ancak komşu köylere davetçi gönderildiğini tespit ettik. Halen kullanılmakta olan bir tabiri düğünün safhalarına girmeden vermek isteriz.

            Davetler biri erkek, birisi kadın olmak üzere iki kişi aracılığıyla yapılır. Buna OKUNTU denir. Düğüne davet edilen kişiye önemine göre ya gelinin çok yıllar önce hazırladığı mendil, çevre, çorap gibi el işlemeleri veyahut da bir basma parçasından herhangi bir işe kullanılmaya elverişli olarak kesilmiş ufak mendiller gönderilir.

            Düğünler haftanın iki bölümünde yapılır. Pazartesi başlayan perşembe, perşembe günü başlayan da Pazar günü biter. Yani gerdeğe girme gecesi pazartesi veya Cuma gecesine rastlatılır.

 

            BAYRAK

            Pazartesi veya Perşembe günü oğlan evinin damına bir bayrak dikilir. Bu dışarıdan gelecekler için düğün evinin bulunduğu yeri gösterir. Şenliğin ağırlık merkezi bayrağın bulunduğu binadadır.Bayrak direğinin tepesine mevsimine göre bir meyve dikilir. Gelin indikten sonra her iki tarafın delikanlıları sıra ile (pota) tabir edilen bu meyveye ateş eder, kim vurursa gelinin bu maksatla daha önceleri işleyip hazırladığı çevreyi hatıra olarak almaya hak kazanır.

            TONGAVIT

            Hala yaşamakta olan bu kelime, oğlan evinden kız evine yiyecek ve sergi eşyası götürülmesi anlamındadır.

            Düğünde kız evinin misafirlere ikram edeceği yiyecek maddelerinin tamamı oğlan evinden (kılıf yengesi) denen yengeler vasıtasıyla götürülür. Kılıf (gılıf) yengesinin mutlaka evli ve geçimi iyi, herhangi sebeple olursa olsun nikahı bozulmamış, oğlanın saadetini yürekten isteyen bir yakın olması şarttır.

            Aynı gün köyün delikanlıları çalgı refakatinde topluca çala oynaya dağa gider ve düğünde kullanılacak odunları kesip getirirler. Düğüne katılmayı isteyen her delikanlı mutlaka bir odun törenine kendi hayvanıyla da katılır.

            Düğünde yemek olarak (döğme) denilen kabuğu kavlatılmış buğdaydan yapılan (keşkek), soğanla yapılan (yahni) baş yeri işgal eder. Buğdayın kabuğunun kavlatılması da yine köy delikanlıları tarafından topluca yapılır. Kız evinin önünde veya yakınındaki dibek taşına konan ıslatılmış buğday karşılıklı iki delikanlının kullandığı (solgu) taşlarıyla dövülür. Dövme süresince de çalgı devam eder. Bu tören delikanlılar için aynı zamanda bir nevi kuvvet gösterisidir. Zira yorulmadan en çok solgu sallayabilen delikanlının seyircisi köyün genç kızlarıdır.

            KINA

            Düğünün iki gecesi Kına gecesidir. Kız evindekine küçük, oğlan evindekine de büyük kına denir. Kız evindeki kına biraz da olsa hüzün havası verir ve sadece kızın akrabaları arasında yapılır.

            Oğlan evindeki (büyük kına) düğünün ağırlığını taşır. Çalgı ile kız evinden etrafı mumlarla süslenmiş tepsi içinde getirilen kına odanın ortasında yanyana oturtulmuş güveyle sadıcın eline yakılır. Bu merasim sırasında dua edilir.Güveyin babası başta olmak üzere bütün arkadaş ve yakınları eline para bırakırlar. Bu hediyeler yüksek sesle etrafa da duyurulur. Örneğin; babasından yüz lira, amcasından elli lira vb. gibi.

            Kına sırasında bir de meydan cümbüşü kurulur. Ortaya yakılmış ateş başında oyunlar oynanır, güreş yapılır ve geç saatlere kadar sürer. Güreşte  belli bir kaide yoktur. Karakucak güreşi karakterinde önce küçük çocuklardan başlanır ve güreşe çıkan sırtı yere gelinceye kadar güreşe devam eder. En son güreşen ve karşısına güreşçi çıkmayan gecenin şampiyon pehlivanıdır.

            TIRAŞ

            Gelinin ineceği günün sabahı tıraş düğünü kurulur. Önce güveyinin arkadaşları, en son da sağdıçla güveyi tıraş olur. Tıraş süresince çalgı devam eder ve oyunlar oynanır. Tıraş düğününe gelenlerden güveyine en yakın olanlar yanlarında birer şişe de kolonya getirir ve berber, güveyi tıraş olurken bu şişeleri başında kırar. Güveyi adeta kolonya ile yıkanır. Tıraş biterken yine güveyiye para verme töreni başlar. Ancak genellikle güveyi bu paraları berberle çalgıcılara verir.

            GELİN ALMA

            Tıraştan sonra damatla sağdıcın dışında topluca kız evine gidilir. Gelin hazırlanırken oğlan evinden gelenler cirit oynarlar. Ciride kız evinden veya yakınlarından katılmak hafiflik sayılır. Zira o gün eğlenme hakkı oğlan evinindir.

            Kız hazırlandıktan sonra babası veya baba yerine en yakın büyüğü beline bir kırmızı kuşak bağlar. Bu kuşak besmele çekilerek üç kere bağlanır gibi yapılır ve bırakılır ve üçüncüsünde bağlanır. Bu kuşak kız tarafından ilk çocuğu oluncaya kadar saklanır.

            Oğlan evinden gelen yengelerle, kardeşleri tarafından ata bindirilen gelinin atı kayınbaba tarafından çekilir. Kayınbaba veya onun yerini tutacak kişi gelin ininceye kadar yaya gider.

            Oğlan evinin önüne gelen gelinin başına, güvey ve sağdıç tarafından üzüm, leblebi ve para atılır. Bunun bereket getireceğine inanılır. Attan indirilen geline eşikte su dolu helke teptirilir, kayınvalide tarafından gelince tam eşikte bir çivi çaktırılır. Çivi gibi evde otursun diye. Gelin de birlikte getirdiği bal veya pekmezi parmağını batırarak kayınvalidenin eteğine sürer.

            Zifaf odasına giren gelin elindeki narı süratle yere çarpar. Parçalanan nardan dağılan danelerin eve bereket getireceğine inanılır.

            Gelin indikten sonra çalgı susar ve bir daha çalınmaz.

            Gerdek gecesi gelinin bakireliğine işaret olarak sağdıç tarafından bir el silah atılır. Silahtan sonra gelinle birlikte gelen kızın yakını gönül huzuru içinde eve döner.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/4/2006 - BİR DAHA ASLA

4 MAYIS ' TA SAAT GECE 01:00 ' DEN    2 ' DAKIKA 3 SANIYE SONRA  . . .  
 
BU SEKILDE OLACAK:
 
01:02:03  04/05/06...
 
VE BU BIR DAHA ASLA OLMAYACAK   :) 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/3/2006 - BU BİLGİLERİ ÖĞRENMEK LAZIM

GÜZEL VE İLGİNÇ BİLGİLER....!!!

1. Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.

2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.

3. Bır fare bir deveye oranla daha uzun sure susuzluğa dayanabilir.

4. insan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.

5. i harfinin üzerindeki noktaya ingilizler "Dedikodu" derler.

6. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.

7. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.

8. Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.

9. George Washington evinin bahçesinde marijuana yetiştirirdi.

10. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.

11. Lübnan'da dişi bır hayvanla cinsel ilişkiye girmek serbesttir ama erkek hayvanla yasaktır.

12. Mc Donalds'ın karının % 40'ı çocuk menüsü satışından gelir.

13. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.

14. Tarihi fılm Ben Hur'da çekim ekibinin farketmediği kırmızı bir otomobil görünür.

15. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.

16. Hergün doğan çocukların ortalama 12'si yanlış anne babaya verilmektedir.

17. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır.1950'den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.

18. Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çıkolata küçük bir köpeği öldürebilir.

19. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir.

20. Katil balinalar köpek balıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak onları öldürür.

21. Donald Duck çizgi fılmleri Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.

22. Ketçap 1830'lu yıllarda ilaç olarak satılırdı

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/3/2006 - 3 BOYUTLU KALDIRIM RESİMLERİ

 

KENARDAN GEÇME O SADECE BOYA





Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

DOĞDUĞUMUZ YERİ UNUTMAYALIM........

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Linkler

MERSİN HALK EĞİTİMİ MERKEZİ
KİMLİK NO SORGULAMA
VERGİ KİMLİK NUMARASI SORGULAMA
PLAKA-ARAÇ SORGULAMA
İ.T.Ü
MEMURLAR
VERGİ NUMARA SORGULAMA
MOTORLU TAŞIT VERGİ HESAPLAMA
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
MERSİN ÜNİVEERSİTESİ
MİLLİ PİYANGO

Arkadaşlarım

blogekle
halecik33
ahmetkoseoglu
ozdenduzen22
kolejlisebo
byder
savas33